İngiltere'nin Portsmouth Uluslararası Limanı, ülkede ilk kez yüksek gerilimli, çok rıhtımlı kıyı elektriği (shore power) sistemini devreye aldı. Bu altyapı, limana yanaşan gemilerin kendi jeneratörlerini kapatarak şebekeden elektrik almasını sağlıyor. Ancak bu çevreci adımın önünde beklenmedik bir engel var: İngiltere'de elektrik fiyatları, gemilerin dizel jeneratör çalıştırmasından daha pahalı hale gelmiş durumda.
Yeni sistem, Portsmouth'un tamamen karbon nötr bir tesis olma hedefinin önemli bir parçası. Gemiler limana yanaştığında motorlarını durdurup yüksek gerilimli şebeke bağlantısına geçiyor. Bu yöntem, karbondioksit, azot oksit ve partikül madde emisyonlarını büyük ölçüde azaltırken, gemilerin yakıt maliyetlerini de düşürme potansiyeli taşıyor. Liman yetkilileri, sistemin deniz taşımacılığının karbonsuzlaşmasına önemli katkı sağlayacağını belirtiyor.

Maliyet denklemi tersine döndü
Ancak çevresel faydalar, ekonomik gerçeklerle çelişiyor. Shore power kullanan bir gemi için toplam maliyetin yaklaşık %80-85'i elektrik tüketiminden oluşurken, liman ücretleri bu yükün yalnızca %15-20'sini karşılıyor. Elektriğin bu kadar büyük bir paya sahip olması, fiyat dalgalanmalarına karşı sistemi kırılgan hale getiriyor.
İngiltere'de durum daha da kritik. House of Commons Library verilerine göre Birleşik Krallık'ta elektrik fiyatları, 2025'in ikinci yarısında Avrupa Birliği ortalamasının %18 üzerinde seyrediyordu. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ise AB'de enerji yoğun sektörlerin elektrik fiyatlarının ABD'deki seviyelerin iki katından fazla olduğunu belirtiyor. Bu fark, Portsmouth özelinde de kendini gösteriyor: Limanın bağlı olduğu şebeke için ödenen TNUoS (Ulusal Şebeke Kullanım Ücretleri) önümüzdeki beş yıl boyunca yılda yaklaşık %10 oranında artacak.

Yani gemilerini shore power'a bağlayan bir gemi işletmecisi, emisyonları düşürürken İngiltere'deki yüksek elektrik birim fiyatları nedeniyle daha yüksek bir operasyonel maliyetle karşılaşabiliyor. Bu paradoks, liman elektrifikasyonunun önündeki en büyük engellerden biri haline gelmiş durumda. ABD'de ise elektrik fiyatlarının daha düşük olması, shore power'ı ekonomik açıdan daha cazip kılıyor; Long Beach, New York ve New Jersey limanları ile JFK Havalimanı Terminal 1 gibi noktalarda benzer sistemler daha hızlı yaygınlaşıyor.
Portsmouth'un bu ilk adımı, küresel deniz taşımacılığında karbonsuzlaşma çabaları için bir test niteliği taşıyor. Sistem teknik olarak çalışıyor ancak ekonomik sürdürülebilirliği, enerji politikaları ve elektrik fiyatlandırmasıyla doğrudan bağlantılı. Gemilerin jeneratörlerini kapatıp şebekeye bağlanması emisyonları dramatik biçimde azaltabilir; ancak bunun için elektrik fiyatlarının rekabetçi seviyelere çekilmesi gerekiyor.
Neden önemli?
Elektrikli araç kullanıcıları için bu haber, aslında bir şebeke ve altyapı uyarısı. Tıpkı Portsmouth'taki gemilerin karşılaştığı gibi, Türkiye'de de yüksek elektrik fiyatları veya şebeke kapasite ücretleri, EV şarj maliyetlerini doğrudan etkileyebilir. Shore power'daki maliyet dağılımı (elektriğin %80-85 payı), EV şarjında da benzer bir yapı gösteriyor. Bu nedenle şarj ünitelerinin verimli yönetimi, düşük tarifeli saatlerde şarj gibi kullanıcı alışkanlıkları, toplam sahip olma maliyetini belirleyen temel faktörlerden biri olacak. Portsmouth örneği, çevreci dönüşümün yalnızca teknolojiyle değil, enerji fiyatlandırma politikalarıyla da şekillendiğini net bir şekilde ortaya koyuyor.


















Yorumlar (0)