Almanya merkezli Fraunhofer IFAM (Üretim Teknolojisi ve İleri Malzemeler Enstitüsü) liderliğinde yürütülen üç yıllık 'Transportation in Charge' (TiC) projesi, sanayi bölgelerinde paylaşımlı şarj altyapısının elektrikli kamyon filolarının işletme maliyetlerini düşürmede kritik bir rol oynayabileceğini gösterdi. Nisan 2023'te başlayan ve Alman Federal Ekonomik İşler ve İklim Eylemi Bakanlığı tarafından finanse edilen proje, özellikle ağır hizmet kamyon filolarının elektrifikasyonunda karşılaşılan altyapı ve maliyet engellerine odaklandı.
Proje kapsamında yapılan analizler, on elektrikli kamyondan oluşan bir filonun beş yıllık elde tutma süresi ve araç başına yıllık 60.000 kilometre kullanım senaryosunda temel maliyetinin yaklaşık 352.859 Euro olduğunu ortaya koydu. Aynı filonun dizel versiyonunun maliyeti ise yaklaşık 367.974 Euro olarak hesaplandı. Ancak, filo sahiplerinin üçüncü taraflara şarj elektriği satması durumunda maliyet 336.903 Euro'ya kadar düşebiliyor. Bu, elektrikli kamyonların dizel muadillerine kıyasla daha ekonomik hale gelmesini sağlıyor.

Fraunhofer IFAM, paylaşımlı şarj olmasa bile yaklaşık 30 cent/kWh şarj elektriği fiyatının dizel kamyonlarla başabaş noktasına ulaşmak için yeterli olduğunu varsayıyor. Proje ayrıca, standart depo şarjının genellikle 50 ila 100 kW gerektirdiğini, sıkı tarifeli servis operasyonlarının ise 200 ila 350 kW talep edebileceğini belirtiyor. Bu farklılık, şebeke bağlantı kapasitesinin lojistik merkezlerinde ve sanayi sitelerinde altyapı genişletmenin önündeki temel engel olduğu uyarısını da beraberinde getiriyor.
Proje Lideri: Bütünsel Sistem Yaklaşımı Şart
Proje lideri Sönke Stührmann, büyük kamyon filolarının elektrifikasyonunun ancak sanayi bölgelerinin bütünsel bir sistem olarak ele alınmasıyla başarılı olacağını vurguladı. Stührmann, “Şirketler, şebeke operatörleri ve belediyeler arasında erken ve koordineli iş birliği anahtardır. Teknik çözümler tek başına yeterli değil” dedi. Stührmann ayrıca, paylaşımlı şarj altyapısının maliyetleri düşürme, şebeke yükünü hafifletme ve filo elektrifikasyonunu hızlandırma için kilit bir kaldıraç olduğunu ifade etti.

Projenin pratik ortakları arasında Behrens Group ve Rhenus Home Delivery yer alırken, proje başladığında ne Mercedes-Benz eActros 600 ne de MAN eTGX piyasada değildi. Bu durum, Alman üreticilerin ağır hizmet uzun yol bataryalı elektrikli kamyon üretiminin henüz başlangıç aşamasında olduğunu gösteriyor.
Neden önemli?
Bu bulgular, özellikle lojistik ve taşımacılık sektöründe filo elektrifikasyonuna geçiş yapmayı düşünen işletmeler için önemli bir referans oluşturuyor. Paylaşımlı şarj altyapısı, yüksek kurulum maliyetlerini ve şebeke kapasitesi sorunlarını hafifleterek elektrikli kamyonların toplam sahip olma maliyetini (TCO) dizel araçların altına çekebiliyor. Türkiye'de de benzer sanayi bölgeleri ve lojistik merkezlerinde bu modelin uygulanması, filo operatörlerinin elektrifikasyon kararlarını hızlandırabilir ve şebeke altyapısına olan yükü dengeli bir şekilde dağıtabilir. Projenin ortaya koyduğu veriler, doğru planlama ve iş birliği ile elektrikli ağır vasıtaların ekonomik olarak rekabetçi hale gelebileceğini gösteriyor.

















Yorumlar (0)